Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 


OMUZUMUZA TALİH KUŞU KONMUŞMUŞ DA…
BİZ DE KIŞ KIŞ DEMİŞİZ DE…

Dr.Ergun GÖKNEL 

Irak’ın ABD ve İngiliz birlikleri tarafından işgali sürecinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, biraz da tesadüflerin yardımıyla, tarihine yakışır bir karar verdi. İşgalcilerin Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kullanmalarına izin vermedi.

ABD ve İngiltere’nin hukuk dışı davranışı bu kararla maalesef engellenemedi. Irak’ın işgali geçici de olsa gerçekleşti. Üstün teknoloji ve insan yaşamına değer vermeyen bir anlayışa sahip işgalciler ilk aşamada galip gibi göründüler. Binlerce sivilin öldürülmesi ve yaralanması, ülkenin on sekiz bin bomba ve sayısız füze ile harap edilmesi, büyük kentlerde yaşayanların aç ve susuzluğu karşılığında bir zafer(!...) kazanıldı.

Bu savaşa acele ile katılarak iki yüz asker gönderen Polonya ve durup dururken Irak’a savaş ilan eden Danimarka’nın kurnazlıkları aklı başında insanların dikkatini çekti. Savaşın bu aşamasından sonra bu kurnazlıkların sebebi ortaya çıktı. Onlar da yağmadan pay almak istiyorlardı….

Büyük gazetelerimizden bir tanesi manşetinde “200 askerle masadalar” diye yazarak bu duruma ne kadar imrenerek bakıldığını belirtiyordu. Tabii Danimarka’da savaş sonrası kurulacak paylaşma masasında yerini alacaktı.

Büyük sanayicilerimizden bir tanesi bir hafta kadar önce, omzumuza konan talih kuşunu kaçırdığımızı söylemişti. Doğrusu, gazetelerde çıkan bu söze pek inanmamıştım. Fakat üç gün önce bu sözlerini tekrarladı. Bu büyük sanayicimiz ve sanat eserleri toplayıcısı ne diyordu:

“Gönül isterdi ki, bu olayların gelişiminde taraf olmamızı daha dört köşeli bir şekilde vaktinde yapsaydık. Omuzumuza bir talih kuşu kondu, kış kış dedik kovaladık…. Bundan sonra görüşmeleri görüyoruz. Polonya 200 asker göndermiş, falan memleket 1000 asker göndermiş. Onun için masada yer alıyorlarmış gibi gazetede takip ediyorum. Onları okuyunca vah vah diyorum”

(Not: Buradaki vah vah söylemini “vuah vuah” olarak okuyacaksınız)

Gazeteci olsun, sanayici olsun, inşaatçı olsun pek çok kişi bir ülkenin yağma edilmesinden pay alamadıkları için son derece üzgündüler. Hazır ABD yirmi dört milyon insana diz çöktürmüşken, onlar da birkaç kırıntı koparabilirlerdi. Nasıl olsa yağmanın, talanın en yağlı parçaları ABD ve İngiltere tarafından pay edilecekti. Ondan sonra Avrupa devletleri ve belki de Rusya kenardan köşeden birkaç parça alacaklardı. Kalan son kırıntılara da ülkemizin açıkgözleri sahip olacaklardı.

Bu arada belki de sanat eseri toplayıcı sanayicimiz, yağmalanan Bağdat müzesinden birkaç nadir parçaya da sahip olacaktı. Bu ganimetini açık açık sergileyemese bile, yakın dostlarına iftiharla gösterebilecekti. Ne yazık ki omuzumuza konan şu talih kuşuna kış kış demiştik.

Şu Türkiye Büyük Millet Meclisi de nereden çıkmıştı. Pişmiş aşa soğuk su katmıştı. Ayağımıza kadar gelen fırsatı kaçırmıştık. Omuzumuza konan talih kuşuna kış kış demiştik.

Tanrısı para olan insanları anlamakta doğrusu zorluk çekiyorum..… Onlara vah vah diyorum….

Bu insanlar para kazanmak için her türlü manevrayı yapabilirler. Vergi kaçırırlar, sigortasız işçi çalıştırırlar, faturasız mal satarlar, naylon fatura alırlar satarlar ve düzenlerler. Hak ve hukuk tanımazlar. Her olgunun esası paradır. Tüm insanları ve her düşünceyi “mal” gibi görürler. Nasıl her “mal” satın alınabilirse, onların da bir parasal karşılığı vardır.

Bu insanlar savaşa girip binlerce insanın ölmesine sebep olurlar. Yüz binlerce kadın ve çocuğun yaralanmasına sebep olup, sonra da hastahanelerin yağma edilmesine göz yumarlar. Binlerce ton bomba ile ülkenin tüm kentlerini yıkarlar. Sonra da yıkılan kentleri yeniden inşa etmeye talip olurlar.

İşgalcilere dahil olamadıkları için yakınırlar, neredeyse ağlayacaklardır. Talandan pay alabilmek için her türlü kurnazlığa baş vurabilirler, her türlü dalkavukluğu yapabilirler. Yeter ki bir kırıntı da onların önüne atılsın.

Biyolojik silahların veya kitle imha silahlarının varlığını iddia ederek, dünyayı kurtarma bahanesiyle ülkeleri işgal ederler. Sonra bu iddialar hiçbir şekilde kanıtlanamaz. Fakat bu defa da ikinci hedef olarak gördükleri ülkeyi de aynı bahanelerle işgal için harekete geçerler. Nasıl oluyorsa bu tehlikeli silahlar hiçbir yerde bulunmadan ülkeden ülkeye geçiş yapıyorlar. Bu nasıl oluyor Allah bilir.

İnanıyorum ki, bu insanlar ve bu devletler en yakın zamanda hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Anadolu kurtuluş savaşı nasıl gerçekleştiyse, ABD orduları Vietnam’ı nasıl palas pandıras terk ettilerse, Senegal’dan nasıl kaçtılarsa, Irak’tan da aynı şekilde gideceklerdir.

 

 
sayfa başına dön