Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

 

İSYAN HAKLI

ORHAN BURSALI

Hepimiz canlı yayın bir dramı, yüreklerimiz burulmuş seyrediyoruz. Kameralar ve gözler, iki gün önceye kadar Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu diye anılan moloz yığını üzerinde. 19 saniyede yassı kadayıf olmuş. İçinden canlı çıkartılabilecek bebekler bekleniyor. O bir acı abidesi, bir çürümüş siyasi yönetim abidesi, bir çürümüş Bayındırlık Bakanlığı abidesi, çürümüş sistem, siyasetçi ve bürokrat abidesi.

Çeltiksuyu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, çağrıştırdıkları ile insanı derin nefret ve isyan duygularının içine sürüklüyor.


Bingöllülerin bu ortak duygularla sokağa dökülerek bu ortak nefret, kızgınlık vb. duygularını açığa vurdukları belli.


Üstelik deprem sabah 3.30'da olmuş, geceye kadar neredeyse 20 saat var, bu süre içinde insanoğlu dünyanın çevresini turluyor, ama Bingöl'de çadırlar kurulamıyor.


Deprem korkusu ve artçı sarsıntılar nedeniyle Bingöl'de kimsenin evine giremeyeceği, çoluk çocuk sokakta geçireceği ve ilk elde başını bir çadırın altına sokmaktan başka da bir isteği olmayacağı bilinemiyor mu? Bürokrat diyor ki, ''Evi hasar görmemiş olan da çadır istiyor'' !


Bir çadır yönetimini becerememiş bir sistemin her kademeden temsilcileri, bu isyan karşısında, hemen ''tahrik var!'' pozisyonunu aldılar.


Şimdi ''tahrik var'' diye bağırmak sırası AKP'liler ve onu destekleyen basında!

Kışkırtma olsa bile, isyan edecek bir durum olmasa, halk isyan ettirilebilir mi?


****


Çürümüş ve ahlaksız sistemin yöneticileri, bugüne kadarki bütün büyük felaketlerde, kurban halkın koyun gibi davranmasına alışkın.


Bu nedenle şimdi şaşkın.


Bundan önceki bütün depremlerde neredeyse hiçbir ''suçlu'' olmamış.


Son 6 yıl içinde 130 okul binası yıkılmış, hesap soran, veren yok.


Namussuz yap-satçının her yediği herzenin altında imzası ve göz yumması olan, mühendisinden denetçisine, yap-satçısından belediyecisine ve devlete kadar uzanan zincirde, hiçbir halkadan hesap sorulmamış.


Türkiye'nin iliğini emen soyguncu zinciri sapasağlam.. minik bir kırılma bile yok. Tam takım görev başında!


Sistem kendini aklayıp kollayıp yürüyor.


Çeltiksuyu okulu faciasında sorumluluk silsilesi ortada... Ama adalet de yine ve her zamanki gibi enkazın mı altında?

 

****

 

Üç yıldır yazıyor, bağırıyor, çağırıyoruz millet olarak.


Bütün okullar ve yurtlar denetlensin, güçlendirilsin, umutsuz binalar derhal yıkılsın, bunlar yapılmadan içlerine öğrenci sokulmasın diye.


Bağır bağırabildiğin kadar, sağır duvarlara çarpıp geri dönüyor ses...


Gerekirse öğretime bile bir yıl ara verilebilir...


Deprem riski kapıda bekliyorsa, çocukları yasal zorunluluk olarak ölüm binalarının içlerine tıkmaya kimin hakkı olabilir?


Pülümür'deki depremde ilköğretim okulu binasının hali görüldükten sonra, Milli Eğitim'in neden bütün bu binalarını sıkı bir denetimden geçirmediği sorusunun muhatapları, şimdi hemen kalkıp hesap vermek durumunda değiller mi?

 

***

 

İsyan, evet tepeden tırnağa haklı.


Ama bu yetmez.


Deprem mühendisi Mustafa Erdik , kendisiyle yaptığımız söyleşi sırasında dile getirdi: Çeltiksuyu İlköğretim Bölge Okulu'nun enkazı altında çocuğunu kaybeden her Bingöllü hemen tazminat davası açmalı.

 

Her bir çocuk için birkaç yüz milyarlık hem de.

 

Sadece tazminat davası değil..

 

Mağdur olanlar, kişi ve kurum olarak bütün sorumluların da yakasına yapışmalı..

 

Sonuç alamazsa, uluslararası mahkemede hakkını aramalı.

 

Ülkemizde halkın haklarını sonuna kadar savunacak güçlü bir avukatlık sistemi ne yazık ki yok.

 

Bu savunma gelişmeyince, devlet de devlet olamıyor. Yaptığı her şey yanına kâr kalan çürük bir sistem karakterini değiştiremiyor.

 

Bingöl, Türkiye için bir dönüm noktası olabilir.

 

Yeter ki, kamuoyu olayın peşini bırakmasın.

 

Halkın, hakları ve geleceği için örgütlenmekten, kıyasıya yasal mücadeleye atılmaktan ve kaderini kendi eline almaya çalışmaktan başka çaresi yok.

 

Cumhuriyet’ten alınmıştır.

 
sayfa başına dön