Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

 

                                                                                        a  p  a  ç  ı  k

YANKEE KIRIK

Erol TOY

Yanılması kaçınılmazdı.

Öyle görünüyor ki ABD, Türkiye’yi Irak... TSK’yı Saddam’ın Cumhuriyet Muhafızları sanıyormuş.

Hani haksız da sayılmaz.

Sümer’in Mezopotamya’sı Anadolu’yu da içerir.

Belki bu sığlık... Belki iş ve düş birlikçilerinin yağcılığı... Belki “Amerika I love you,” budalalarının koçaklaması... Belki de mazluma zalim ödleklerin pohpohlamasından...Gerisinde sopasının izini taşıdığı Kuvvayı Milli Türkiye’sinin vur deyince vuracağına... Dur deyince duracağına inanmış olmalı.

Tıpkı AB’nin ağzına ot tıkıp gözüne kamçı tutunca, ver deyince vereceğine... Git deyince gideceğine inandığı gibi.

“Vermiyorum... Gitmiyor mu” duydukça dellenip memurları ağzıyla nasıl sövdüğünü anımsayın.

İşte öyle, Yankee de ağzını bozdu !..

Bozar bozmaz da, Sivil-asker ödleklerimizde yürek selânik !..

Mübarekler ABD’ni ya öyle seviyor... Öyle seviyorlar ki, o hapşırınca bunlar nezle oluyor... Ya öyle korkuyor, öyle korkuyorlar ki, o sövünce ödleri patlayıp yerlere seriliyorlar.

Oysa şöyle bir durup düşünün.

Bir işi becerdiğinizde mi, beceremediğinizde mi söversiniz ?

İbn-i Haldun ustamız, “Devletler insanlara benzer,” der. 

Yalan mı ?

Değilse, korkunun ecele yararı yok.

Kanıtı bütün belleklerde taptaze.

Düne kadar AB memurları her dem Türkiye’ye sövüyorlardı.

Kuzey Kıbrıs’ı yutamadılar.

Dünden beri kodamanları Türkiye övgüsüne başladı.

Ustanın yeri ışık olsun. Devletler de insanlar gibiyse, çare yok!.. Sövse de, saysa da, bükemediği eli öpecek.

Yüreği yetenle, içi elveren olaylara şunun bunun kucağından değil... Bir an için de olsa, kendi konumundan baksın.

“Çözümsüzlük çözüm değildir,” diye yırtınan sayın Recep Tayyip Erdoğan bile Kuzey Kıbrıs’ı onurlandırıp ; “Ödün sırası karşı tarafta,” demeye neden başladı dersiniz ?

AB’ndeki hava değişiminden mi ?

KKTC’nin gerçek bir devlet gibi ortaya çıkmasından mı ?

Bencileyin garibanlar, her tür gizemi karîneyle sezer.

Ama, “erkân-ı devlet,” ilk el ve ağızdan, çok önceden öğrenir.

Onlar bildiklerini okusunlar.

Gelin biz öğrendiğimizi paylaşalım.

Daha başta ne zaman sövdüğünüzü sormuştum.

Yanıtın zamanı geldi.

Çünkü AB’nin ağzı bozukları övgü peşrevindeyken, sövgü sazını Yankee kaptı.

Ve hem tavrını... Hem ağzını bozdu.

Rumsfeld nam ABD kâhyası, Irak’ı teftişe çıktı.

İncirlik’te ikmal düzdü...Bir kanat çırpışı uzaklıktaki Ankara’ya uğramadı. Fukara işbirlikçilerimize hafakanlar bastı.

Wolfovitz nam yamağı, açtı ağzını, yumdu gözünü.

“Türkiye özür dilemeli,” buyurdu !.. Nice yiğit(!) bez değiştirdi.

Perle nam çırağı, öğüte oturdu.

“Dileyiverin canım n’olur ?” Etkili yetkili... Seçilmiş atanmış büyüklerimizin tamamı birbirini suçladı.

Şimdi kendimizi büyümsemeden... Ama küçümsemeden de, eğri oturup doğru konuşalım mı ?

TBMM ; “Sayım suyum yok !..”

TSK ; “Tehdit bitmedikçe askerimi çekmem,” dediyse n’ola ?

ABD Kongre ya da Senatosu dost ya da düşmanı için bir karar aldığında yer yerinden mi oynuyor ?

Demokrasi kasıntısı, yerkürede mi yankılanıyor ?

İşte stratejik ortağı İngiltere’yle, el ele, gönül ,gönüle gitti...

Neredeyse bütün dünyanın “acz sövgüsüne” aldırmadan... Ve de Türkiyesiz, bütün sövenlerin ve Kuzeyindeki askerlerimizin gözünün içine baka, baka Irak’ı patakladı. Saddam sefilini kaçırdı. Peşmergeleri rüzgâr gülüne döndürdü. Petrole el koydu.

Yâni Anglo-Amerikan emperyalizmi muradına erdi... Türkiye Cumhuriyeti kerevetine çıktı.

Eee !..

Daha, ne ister ?

Bizim uşak takımı ve herkese kahraman ABD’ne “el aman,” beylerimizle paşalarımızın “rivayeti muhtelif !..”

Kimine göre ; “Derin devletle, kerîm devletin” çatışmasını...

Kimine göre ; 22. Meclis’in, Birincisininkine uygun kararından pişmanlığını dünya âleme ilânını...

Kimine göre ; AKP’nin iç çelişkisinin keskinleşmesini.

Kimine göre de ; En dar zamanda, mucizeler üreten Türkiye insanının bir daha yekinmesin diye cezalandırılmasını istermiş !..

İyi de, bunların çoğu içişimiz.

Sonuncusu onun işi.

Türkiye burda... O Irakta.

“Mehmetçiğin” deyimiyle tam da öpülecek(?) ağız yakınlığında.

Devletler de insanlar gibi denildiyse, kan davası insanca mı ?

Değilse bu ABD’li beylerin Türkiye ile alıp veremediği ne ?

Sakın, tıpkı AB gibi, tam “Etrak-ı bîidrâkı” emrine alıp da bir işler çevirecekken, tufaya gelme “aczinin” dellenmesi olmasın ?

İçinizin içine bir sorar mısınız ?

 

 
sayfa başına dön