Emekçilerin 
Kurtuluşu
Kendi
Eserleri
Olacaktır.

                 
K. MARKS

 

YAYIN YÖNETMENİNDEN

Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyan iki gazeteci Mehmet Ali Birant ve Cengiz Çandar, kendilerine gökten vahiy geliyor olmalı ki, günün birinde uçağa atlayıp Washington’a gidiyorlar, ABD Savunma Bakan Yardımcısıyla röportaj yapıyorlar. Bu röportaj da TV kanallarının birinde yayınlanıyor.

ABD Bakan yardımcısı iki Türk gazetecisine Türkiye’nin ABD’den özür dilemesi gerektiğini eğer özür dilemezse bundan böyle ABD’nin Türkiye ile dostluk ilişkilerini gözden geçireceğini söylüyor. Ardından, ABD’nin başka yetkilileri de aynı sözleri başka biçimlerde tekrarlıyorlar. ABD’nin Suriye ve Mısır’a karşı yapacağı saldırılarda Türkiye’nin kayıtsız şartsız yanlarında olması gerektiği tehdidini savunuyorlar. Türkiye’yi PKK ile korkutmaya kalkıyorlar.

Ülkeler arası ilişkilerde böylesi zırvalar ya çok büyük bir gaf olarak algılanır ve derhal düzeltilerek özür dilenir ya da tarihte benzeri Hitler Almanya’sında görüldüğü gibi özellikle tehdit için söylenir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı koltuğunu işgal etmekte olan kişi, bu hakaret ve tehdit dolu sözleri, ”samimi ve geleceğe yönelik perspektifler ortaya koyan açıklamalar” şeklinde yorumladı. AKP iktidarının ana muhalefeti CHP’de ABD yetkililerinin tehdit dolu sözlerini “Bakan yardımcısı, geçmişi silerek yeni bir gelecek içinde ABD ile Türkiye arasında yakın bir dayanışma ihtiyacı olduğunu ifade etti.” (...) Bu tartışmanın artık çok büyük bir önem taşımadığını düşünüyorum. Bu ifadeler sayın Wolfowitz’in kişisel hayal kırıklığını yansıtıyor olabilir” şeklinde yorumladı.

Allı güllü boyalı medyamızda ise, neredeyse, adam haklı şeklinde yazılar ve konuşmalar yapıldı.

Dünyanın ilk kurtuluş savaşını kazanıp emperyalistlere Lozan antlaşmasını imzalatarak   kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti ne hale getirildi ve kimlerin yönetiminde...

AĞLA SEVGİLİ YURDUM “diyerek yas mı tutacağız?

Yakın tarihimizdeki “Mütareke günleri”ni anımsatan günler yaşıyoruz. Tıpkı o günlerdeki gibi satılık kalemler, satılmış gazeteler, tv’ler satılmış politikacılar, satılmış entellektüeller ortalarda boy gösteriyorlar. Ama yine tıpkı o günlerdeki gibi yurtseverler işin ciddiyetini kavramaya başladılar.

 

 
sayfa başına dön