|
SENDİKAL BÜROKRATLARIN
ACİZLİĞİ VE MUHALEFET
Doğan T. KAYA
Günümüzde sendikaların genel
anlamda bir gerileme sürecinde olduğu, emeğin değerlerine her gün
biraz daha yabancılaştıklarını görmekteyiz. Sınıfın birer
savaşım organı olan sendikalar şimdi de sermayenin birer
tamamlayıcısı konumunda sivil toplumculuk oynama sevdasında,
emekçileri sisteme eklemleme arayışı içerisine girmekteler.
Yıllardır yaşanan hak gasplarına
ve insan hakları ihlallerine ses
çıkarmayan sendikal bürokrasi sonuçta kırık dökük de olsa
kendi varlığını da bitirme noktasına getirmiştir. Mecliste görüşülen
iş yasasına karşı kararlı bir duruşu örgütlemekten uzak
sendikal bürokratlarımız günü kurtarma çabası içerisinde
yeni eylemler örgütleme çabası içerisine girseler de sonucun
belli olduğunu bilmekteler. Yıllardır atıl bırakılan tabanda,
sınıf bilincini reddeden bir örgütlenme, bugün sermayeye karşı
net bir duruşu örgütleyememe acizliği içerisindedir.
Emekçilerin gücünü örgütleyemeyen
sendikal bürokratlarımızın 15-16 haziran 1970 işçi
eylemlerinin gücünü hatırlamaları günümüzde ne kadar acizleştiklerini
gösterecektir. Emeğin gücünü
atıllaştıran, sisteme alternatif bir güç olmayı
hedefine koymayan bir örgütlenme anlayışı bürokratizmin batağına
düşmekten kurtulamayacaktır.Günümüzde işçi sendikalarının
iş yasası karşısında düştükleri acizleşme de tam bu durumu
ifade etmektedir.
İşçi Sendikaları cephesindeki
aciz durum kısmen memur sendikalarına da yansımakta gecikmemiştir.
Kamu Sen ve Memur-Sen anlayışlarına sistemi bütünleyici yönleriyle
bir kenara bırakırsak; KESK alternatif bir duruşu olduğunu
dillendiren konumuyla geri duruşunu perçinlemektedir. İş yasasındaki
değişimlere uzak duran kamu emekçilerinin 14 yıllık kazanımlarına
her gün yeni kayıplar ekleyen KESK bürokratizmi, son yıllardaki
duruşuyla hızla muhalif konumunu eritme noktasına getirmiştir.
10 mayıs Eğitim-sen eylemi de bu
anlamda sendikal bürokrasinin emekçilerin mücadelesini nerelere
savurduğunun belirgin bir göstergesi olmaktadır. Uzlaşmacı bir
zihniyetle sendikal mücadeleyi birbirine karıştıran sendikal bürokrasi
kendi kadrolarını dahi alanda barikat önüne yığmaktan geri
kalmıştır. Alandaki kamu emekçilerini yıllardır uyguladıkları
uzlaşmacı zihniyetle zayıflatan sendikal bürokratlar sonuçta
barikatla karşı karşıya gelme cesaretinden yoksun bir şekilde
alandaki konumlarını kaybetmiş, Ankara valiliğinin insafıyla
bakanlık önündeki eylemlerini ara bir sokakta yaparak zafer
kazanmış edasıyla böbürlenmekten geri durmamışlardır.
Kamu emekçilerinin 14 yıllık mücadelesi
bir çok kazanımlarla doludur, fakat bürokratik anlayış geri
duruşuyla her gün bu kazanımlarından bir çoğunu geri
vermektedir. Sisteme alternatif bir yapı olmaktan her gün biraz
daha uzaklaşan KESK bürokratizmi emekçilerin muhalif konumlarını
sisteme entegre etme görevine soyunmuş gibi durmaktadır.
Emeğin sınıf kriterlerinden geri pozisyonu, emekçilerin
de her gün yeni kayıplarını beraberinde getirmektedir. Sınıf
bilinçli emekçilerin müdahaleci tavrı her gün biraz daha sıcak
olarak kendini dayatmaktadır. Bu anlamda bürokratik sendikal anlayışın
her platformda teşhir edilmesi ve alternatif mücadele araçlarının
kendini dayatması kaçınılmazdır. Genel grev örgütlenmesine
dayalı bir muhalif anlayış günümüzde sistemin saldırılarına
karşı öncelikli bir mücadelenin anahtarı olmaktan geçmektedir.
|